Gözüne baktım
Gözüme baktın
Ve 30 saniye seviştik..
Seviştik öyle saatlerce rahatsız ederek değil, medenice uzaktan.. Sen hislerini paylaştın, ben de hakeza.. Duygularımız anlaştı. Birbirimize son kez baktık.. Son bir gülümseme ve mavi gözlerinde “yine gel, seni özlemeye başladım bile” yankısı.. Sonra sen döndün gittin, ben döndüm gittim.. Döndüysem cidden döndüm geriye baktım, gidişini izledim..
Hislerimi kağıda dökmek istedim. Kağıdı çıkardım, kalemimin ucunu mürekkeple tazeledim, yazmaya başladım.. Faytondaydım, arnavut kaldırımında yazmanın zorluğunu biliyordum, daha pürüzsüz yola geçmeyi az biraz bekledim.. Topu topu 30 saniye sevişmiştik gözlerimizle uzaktan uzağa. Yazacak o kadar şeyi nerden mi bulmuştum? Kolaydı..
Ben seni bildim, sen de beni..
Mürekkebim kurudu, faytonu durdurup tekrar tazeledim..
Her geçen saniye katlanarak beynime işledin.. İçimden dün yazdıklarım geçti ve son dört cümleyi hatırladım ve o an sana demek istedim..
“Ara sıra geceyi gündüz etmesen
Ara sıra beni öpsen
Ara sıra ben seni
Ara sıra sen beni.. ”
Aslında demiştim. Ki gözlerinde
“ara sıra, ara sıra demesen
öpmemi hep istesen..”
demiştin..
Öyle de oldu. Ondan sonra ara sıra demedim. “Ara” dedim ve bekledim.. Öylece hayalini kurmaya devam ettim..
Sonunda adaya gelmiştim.. “Sür faytoncu, beni her zamanki yerime götür, yüreğimde çılgın dalgalar var. Martılara bakıp dindirmeliyim.” dedim.. İskeleye 300 metre uzakta tepedeki masaya geçtim. Biraz rüzgarı dinledim, gözlerini özledim ve seni bekledim.. Hava biraz sıcaktı, buzlu limonata ve kavun söyledim.. Bir – bir buçuk saat geçmişti, denize yakın bir banka geçtim, dalgaları sessizce izledim.. Sükuta ermişti yüreğim..
Bu sefer “Aşk Bahçesi’nde” değildim lakin “bir dahaki yarını” bekliyordum. Hatta kiraz çiçeklerinin gölgesinde de değildim. Yine de kolumu açmış, denize bakıp, martılara “30 saniye” ve “bir dahaki yarın?” dedim..
“Yarın?”..
Evet..
Gözüne baktım
Gözüme baktın
Ve 30 saniye seviştik…
S. Mustafa