“Aşk Bahçesi”
Öyle saçma şeyler oluyor ki hatayımda.. Öyle aptalca.. Öyle ahlaksızca.. Öyle.. Öyle işte anladın sen onu.. İçten içe büyüyorum, yaşlanıyorum, “canlanıyorum” anka gibi küllerimden doğmama an kaldı.. An be an heyecanlanıyorum. Güçlüyüm aslında birçok şeyi göze aldım. Yabancıydım aşka lakin onu hiç kalemimden düşürmedim. Bilmediğim birçok şeyi dile getirdim. Kelimelerimle seni tanıttım, kendimi tanıdım ve sonra bizi oluşturdum.. Özelleşmiş tekil bir anlatımım vardı.. Adını dile getiremezdim.. “Siz” diye bahsederdim. “Sen” demek utandırırdı, yüzüm kızarırdı elini tutarcasına.. Anlatacak, paylaşacak bir hikayem yoktu aslında.. Her gece sana anlatabilmek için yeni benler yaratır. Yeni bir geçmiş ve hikayeler yazardım.. Her soru sorduğunda duraksar gözümü kaçırır, kısık bir sesle benimde bilmediğim cevaplar verirdim.. Kütüphanede kalp şeklinde bir kitap bulmuştum.. İçine “sen?” yazmıştım. Birgün sonra altında “evet ben smile ifade simgesi peki sen? ” yazıyordu.. Hikayemizde böyle başladı. Sonradan kitabın içine mektup koymaya başladık. Yazışmak isteyince kelimeler üzerinden konuşmaya başlardık.. ve o an çıkageldi;
“Yarın?” dedim.
“Saat 1’de ‘Aşk bahçesinde’” dedin.
Eve gittim, hazırlandım. Saat gece yarısına yaklaşmıştı. Yarını düşünmekten bir türlü uyuyamıyordum. Bir nebze de olsa heyecanımı yatıştırdım. Ve yarın olmuştu. Kalktım, hazırlandım.. Beni tanıman için saçımı açtım, keten buz mavisi gömleğimi giydim ve hasır şapkamı taktım.. 1 saat önceden “Aşk bahçesi”ne gelmiştim.. Şelaleye yakın ağaçların gölge oluşturduğu banka oturdum, beklemeye başladım.. Beklerken acaba nasılsındır diye hayal etmeye çalıştım anlattıklarına göre.. Pembe çiçekli beyaz elbiseni giymiştin, kumrallığını papatya ile taçlandırmıştın.. O an “Hayır! Herhalde bir şaka” dedim kendi kendime..
Gerçektin..
Öyle heyecanlanmışım ve bayılmışım..
Gözlerimi açtığımda kendimi gerçek olmayacak bana gülümseyen bir meleğin kollarında buldum.. Sonunda tanışmıştık.. Birbirimize baktık ve gülüştük.. Anlatacak şeyimiz çoktu, zamanın nasıl geçtiğini anlayamadık.. Günün sonunda kendimizi iskeleye oturup batan güneşi seyrederken bulduk..
Utangaçtık..
Har zor elini tutabilmiştim.. İçinden geçenleri hissettim ve kızarmıştım..
Bana yaklaştın..
Kulağıma “Bir dahaki yarını bekliyorum” dedikten sonra yanağımdan öpüp “beni takip etme” diyerek koşarak uzaklaştın..
Sonraki gün kütüphaneye gittim, baktım.. Mektup yoktu ama ikinci bir kitap vardı.. Açtım ve farkettim ki sayfalar bomboştu.. İlk sayfada “Bizim hikayemiz olsun..” yazıyordu ve altında kocaman bir gülücük vardı..
En son satırda,
“Unutma! Bir dahaki yarını bekliyorum, saat 1’de Aşk Bahçesi’nde”..
S.Mustafa
“HawicE”