Ana Menü
saat 00.22
November 16, 2012
0

saat 00.22

neyse ben kanadı kırık bir kuş olarak giderim sorun değil..

nereye mi? bilmem artık neresi kabul ederse

olmadı bir sokak lambasının altında bir bank bulur yatarım

üstüme gazete kağıtları sererim yağmurdan korusun diye

belki bedenimi koruyamam ama duygularımın ıslanmasını sadece göz yaşlarına bırakırım o da sevinç içinse

belki de iskeleye giderim bir kaç saat sonra

elimde şarap şişeyi aya bakar dertleşirim

ne de olsa dertlerimiz aynı değil mi

ben düşündüğüme kavuşamıyorum

o da güneş’e

her ne kadar kovalasa da ulaşamıyor anca tutulmalarda birkaç kaçamak

ama ne çare nafile işte tüm uğraşlar

biri ona da bana dediği gibi ne kadar uğraşırsa uğraşsın en fazla öteki tutulmada buluşacağını söylemeli..

yoksa boşverip her şeyi, turkuaz – beyaz mustang’e atlayıp göl kenarına mı gitsem

ayrılsam uzaklaşsam rüzgarlardan ve taşıdıkları kokundan

çalılıkların altına sakladığım sandalı çeksem çıkarsam

otları çıkardıktan sonra delik var mı diye kontrol edip göle bıraksam

içine oltamı ve piknik sepetini koyup ben de atlasam gölün ortasına doğru kürek çeksem

açsam cızırtılı radyomu dinlesem sakince

düşlesem hayalini fakat yine de senden kaçmak istesem..

oltayı pervahsızca sallayıp saatlerce bir balığın yanlışlıkla çarpıp beni heyecana sokmasını bekleyesim de var..

başımda hasır şapkam bir elimde olta bir elimde de kürek var

gazetenin sayfaları rüzgardan bir o yana bir bu yana dönüp duruyor..

balık mı? bu sefer kesat gibi yine yaptığın sandiviçlere kaldım görüyor musun?..

.. dayanamadım doldurdum pipomu, zar zor derken yaktım kibriti ve içime çekişimle içten bi ohh sesi dumanlarla belirdi

dağıtmıştım efkarımı, rüzgar şapkamı savuracaktı ki ipi boynuma takıldı

bana şarap şişesinin dibinde kalan son bir kaç yudumu hatırlattı

hemen davrandım aldım keyifle yudumladım

kırlaşmış saçlarım savrulmaya başladı rüzgarda derken o an yağmur başladı

ee benim de işime geliyordu

gölün ortasındaydım isteyeceğim her şey yanımda bir tek daktilo arabada kalmıştı

doğa ile iç içeydim, keyfim yerinde ve yağmur bana ritim tutarken ben de şarkı söylüyordum..

yağmur yüzümü yıkadı biraz ayılıp kendime gelmeye başladım

fakettim ki sandalda delik varmış su almaya başlamışım

alelacele küreklere asıldım mı? Hayır, tabi ki..

keyifle çekerek batmaya ramak kala yanaştım gölün kıyısına

yanaştım derken sandalın ucuna basarak atladım sonra da çalı çırpıya tutundum bi dal koparıp sandalı çekmeye başladım

bi’ köşesini taşa yasladım, ötekini ağaca

ee tabi altına sığındım

yağmur iyice kuvvetlenmeye başlamıştı

ben de yağmuru ninni gibi hissedip uyuyakalmışım..

S.Mustafa

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this: